80 Yıl Sonra Mehmed Âkif Bilgi Şöleni tamamlandı

7236
723680 Yıl Sonra Mehmed Âkif Bilgi Şöleni tamamlandı. 27 Aralık’ta TYB Genel Merkezinde başlayan bilgi şöleni 28 Aralık’ta yapılan oturumların ardından tamamlandı.
Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu ikinci günün ilk konuşmacısı idi. Karaismailoğlu “Safahat’ta Hicran ve Himmet Kavramları” başlıklı konuşmasında Safahat’ı merkez alarak hicran ve himmet kavramlarını açıkladı. Safahat’ta yer alan hicran kavramının daha çok ilk dönem şiirlerinde olduğunu söyleyen Karaismailoğlu, himmet-gayret-çalışma kavramlarının da yansımalarını ele aldı. Karaismailoğlu Safahat’tan parçalar okuyarak hicran ve himmet kavramlarını Mehmed Akif açısından değerlendirdi.
Mehmet Kurtoğlu “Mehmed Akif ve Babanzade Ahmed Naim’in Dostluğu” başlıklı konuşmasında iki kadim dostluğun boyutları hakkında bilgiler verdi. Kurtoğlu Mehmed Akif’in sevdiğini canı kadar sevdiğini, sevmediğini de ileri boyutlarda sevmediğini söylemiş ve bu iki örnek olarak Babanzade ve Tevfik Fikret’i saydı. “Mehmed Akif kendisi gibi dürüst, doğru hakpereset ve vefakar dostluklar kurmuştur.” Kurtoğlu Akif’in Babanzadeyi ashabdan sonra en çok sevdiği kişi olarak tarif ederken, onun vefatında evim başıma yıkıldı deyişini anlatmıştır. Her ikisinin de batı tarzı eğitim alıp dini özel eğitimle edindiklerini anlatan Kurtoğlu, onların ortak yönlerini sıralamıştır. Akif’in ittihadı islamı şiirlerinde Babanzade’nin de makalelerinde savunduğunu söyleyen Kurtoğlu, Kur’an ve Hadis’te vukufiyetleri olan bu şahsiyetlerin çalışkanlıklarını anlattı. Akif ve Babanzade’nin dostluğunun fikri dostluğun bir yansıması olarak ifade etti.
Doç. Dr. Sefa Yüce “Kendisini Milletine Adayan Büyük Şahsiyet Mehmed Akif” başlıklı konuşmasında Mehmet Akif’in vatansever ve milliyetperverliğine vurgu yaparak, Balkan Savaşlar’nda aldığı role değinerek yaptığı vaazlara değindi. “Bunlardan sonuç alınamadığını gördüğünde bedbinliğe düşse de 4 ay kalacağı Berlin’e gider. Alman katoliklerinin Türklere düşman gözüyle baktığını görür ve bu konunun nasıl çözülebileceğini düşünmeye başlar. Akif’in çalışmaları gündemde kalmaktan ziyade Milletinin değerini düşünür.” demiştir. Milli Mücadelenin önderlerinden olan Akif’in 1912 yılarından beri yaptığı çalışmaları anlattı. 10 Nisan 1920’de Anadolu’ya hareket edişini ve sonrasında milli mücadeleye destek sağlamak için yaptığı çalışmaları ele aldı.
İlk oturumun son konuşmacısı Yard. Doç. Dr. Gürsoy Solmaz “Türk Okul Tiyatrolarında Mehmed Akif’in Eserleri ve Etkileri” başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. Konuşmada okulların çoğunda hiç değilse istiklal marşının dramatize edilmiş şeklinin oynanmış olduğunu söyledi.
Anadolu Mektebi Okuma Grubu Türkiye Yazarlar Birliğinin düzenlediği 80. Yıl Sonra Mehmet Akif bilgi şölenine bir oturumda yer aldılar. Lise Öğrencilerinden oluşan grup ilgi çekici konuşmalar yaptılar ve büyük taktir gördüler.
Bilal Enes Özensel Akif kimlere hayrandı kimlerden etkilenmişti sorusunu sordu. Bunların başında Babanzade Ahmed Naim’in onun en çok etkilendiği isimlerden birisi olarak saydı. Ona ithafen yazdığı Secde şiirini yazana kadar ona ithafa değer bir şiir yazamamış olması durumunu aktardı. Akif ve Naim’in Edirne Kapı Şehitliğinde yan yana yatışlarını dolayısıyla, vefatlarından sonra da bir arada bulunuşu olarak yorumladı. Şeyh Sadi Şirazi’ye sevgisinden de bahseden Özensel, onun gülistan eserini ezberleyişini söz konusu etmiştir. Bostan ve Gülistan’ı yıllarca elinden düşürmediğini söyleyen Özensel, onun sevdiği şeylere verdiği değeri anlattı.
Beyzanur Bıyık, Mehmed Akif’in Şiirinde Kur’an ve Hadis başlıklı konuşmasında, islam şairi Akif’in şiirlerinin her mısraının kur’anla dolu olduğunu ifade etti. Bunda en çok etken olan şeylerden birisi olarak da ittihadı islam için kur’an ve hadisin önemini bilmesine bağladı. Safahat’ta Kur’an ve hadisten güç alarak en çok bahsettiği şeylerin başında ümmetin birliği ve çalışmak olduğunu ifade etti. Asr suresinin tavsiye ettiklerinin Mehmed Akif’in Safahatında anlattığı her şeye denk düştüğünü ifade eden Bıyık, onun Kur’an merkezli yaşayışını Safahat’ta müşahhaslaştırdığını aktardı.
Feyzanur Karademir, Akif’in Karakteri hakkında Hüseyin Cahit’in dediği, kanaatinin ve vicdanının adamı idi deyişini aktardı ve “fikir ve kanaatleri uyşmadığı halde ona hürmet gösterelim zira yalancılık yapmadı..” deyişini söyledi. Akif’e ihtiyacımızın da samimiyetsiz olduğunu ifade eden Karademir onu doğru anlamamız gerektiğini ve karakterini örnek almamız gerektiğini ifade etti. “O adının Mehmet mahlasının Akif olduğunu söyler.” diyerek ismi ile mahlası ile müsemma oluşunu ifade etmiştir. Ebru Sucu ise millet kahramanı olarak Mehmed Akif’i ele aldı.
Bilgi şöleninin son oturumunun ilk konuşması genç yazarlardan Rabianur Akmaz’ın Mehmed Akif’te İslam Tasavvuru başlıklı konuşması olmuştur. Akmaz konuşmasında Akif’in islam anlayışını anlatırken, onun hayatın her alanında hakim olmasını istediği islamı nasıl yaşadığını ve nasıl anladığını Safaha’ta yer alan Kur’an ve hadislerden yola çıkarak anlatmıştır. Akif’e göre islam tasavvuru ilim hikmet ve irfan ile yoğrularak olacaktır diyen Akmaz, kur’an’ın doğru anlaşılması, doğru yorumlanması ve doğru yaşanması gerektiğini Akif’ten anlayabileceğimizi söyledi.
Mustafa Özçelik, Mehmed Akif’in bir muallim olarak portresi üzerine yaptığı konuşmada, Mehmed Akif’in pek çok sıfatının yanında bir muallim olarak sıfatının da önemli olduğunu aktardı. Mehmed Akif’in hem yaygın hem de örgün eğitim gördüğünü ifade eden Özçelik, onun eğitimin hem teorik hem de pratik alanında söz sahibi olduğunu ifade etti. Bugünkü İstanbul Üniversitesi (Darülfünun) başta olmak üzere verdiği dersler çerçevesinde bir değerlendirme yapan Özçelik, yaygın eğitim olarak da camilerde verdiği eğitimleri saymıştır. Onun yaygın eğitime katkılarından birinin de dergilerdeki yazıları ile olduğunu anlattı. Onun eğitimde önem verdiği yöntemlerde eleştirel düşünmeyi, soru cevap ile düşünmeyi saymıştır. Safahat’ta da eğitime değindiğini söyleyen Özçelik örnekler sunarak görüşünü açıklamıştır. Onun yabancı dil eğitimi konusunda, bu eğitimin ancak ihtiyaç olduğunda ve ileriki yaşarda özel şekillerde yapılması gerektiğini düşündüğünü ifade etti.
Doç. Dr. Beyhan Kanter Mehmed Akif’in Şiirlerinde Mekanın Anlam Alanları başlıklı konuşmasında, onun şiirlerinde geçen mekanlar üzerinden nasıl bir mana kurduğunu ifade etti. Onun şiirlerinde geçen camilerden söz ederken toplumsallığın da merkezde oluşunu sembolize ettiğini ifade etti. Camilerin lahuti ve semavi tarafları ile beraber uyanışa ve dirilişe davet edilen mekanlar olarak tasvir edildiğini söyledi. Akif’in şiirlerinde geçen mekanlardan meyhaneleri de değerlendiren Kanter, meyhanelerin toplumsal hayatı zedeleyen kasvetli mekanlar olarak tasvir edildiğini söyledi. Bireyleri pasif hayat sahibi yapan bu mekanların, insanları benlik yitimine de uğrattığını anladığımızı ifade etti. Akif’in meyhanedeki konuşmaları aktarışında psikolojik ve sosyolojik çıkarımlar olduğunu anlattı. Akif’in mahalle kahvelerini de olumsuz olarak tasvir ettiğini ifade etti. Şiirlerinde geçen mezarlıkların da ölüm ve hayat ile ilgili düşüncelere ev sahipliği yapışını aktardı. Mezarlıklar aynı zamanda şanlı tarihi de simgeler demiştir.
Doç Dr. İbrahim Tüzer Bir İroni Olarak Mahalle Kahvesi ya da Mehmed Akif’te Hayat-ı Aile başlıklı konuşmasında Akif’in sanatı üzerine de düşündüğü için ironi yapmasında bilinçli tercih olduğunu söyledi. İroni yapabilmenin bilgelik işi olduğunu söyleyen Tüzer, toplumsal olayları anlatabilmek için mekanlar icat ettiğini ifade ediyor. Süleymaniye Kürsüsü’nde şiirini de okuyan Tüzer, Koca Karı ve Ömer’de de yer alan ironi unsurlarını gösterdi. Beyhan Kanter’in mekanlar üzerinden yaptığı konuşmaya da değinen Tüzer, Mahalle Kahveleri ve Meyhaneler üzerine ayrıca şiir yazdığını ifade etti ve bunlara ayrıca yer verişini toplumsal hayatı dinamitleyen unsurlar olarak görmesinden dolayı olarak tanımladı. Mahalle Kahvesi’ne de ayrıca değinen Tüzer Akif’in tanımı ile hayat-ı aile üzerine görüşlerini de bu şiiri üzerinden anlattı. Alile hayatının nasıl olması gerektiğini şiirinde anlatan Akif, mahale kahvesi içine girerek oradakilerin neden aile hayatının o mutluluğundan uzak olduklarını ifade edişini anlattı. Burada ironinin en güzel örneklerini de sunduğunu ifade eden Tüzer, bu örnekleri gösterdi.
Prof. Dr. Cevat Özyurt Nostalji Şairi Olarak Mehmed Akif başlıklı konuşmasında nostaljinin sıla özlemi anlamı ile ifade edilen bir şey olsa da modern toplumun bu kavrama fazla yer verişini ele aldı. Akif’te ise nostaljinin vatandan ayrı kalmanın ifadesi olarak yer alışını anlattı. Akif’te vatan mefhunu da anlatan Özyurt, onun vatana özlemini ifade etti.
Prof. Dr. Caner Arabacı Akif ve Abdülhamit İlişkisi başlıklı konuşmasında, Akif’in milli mücadeleye katkılarını anlatıktan sonra neden Abdülhamit ile anlaşamadığı sorusu üzerine eğilir. Bu meselenin Akif’in sorunu olmaktan ziyade 200 yıllık milletin sorunu olduğunu söyleyen Arabacı, Abdülhamit düşmanlığının ilk okul yıllarından kaynaklandığını ifade etti. Bunda Hoca Kadri efendinin verdiği eğitimin etkisi olduğunu ifade etti. Arabacı bir faktör olarak da Efgani’nin Abdülhamit ile ilişkisindeki olumsuzlukları saymıştır. “Bu olumsuzlukları gözden geçireceğine dair öngörüler vardır çünkü Mısır’da düşünmesi için uygun zaman vardır” diyen Arabacı, Akif’in adeta zemheri gibi geçen hayatının buna yetmediğini de ifade etmiştir.
Program iki günlük 6 oturumun ardından katılımcılara katılım beratı takdimi ile sona ermiştir.
dscf5406.jpg
dscf5425.jpg
dscf5432.jpg
dscf5451.jpg
dscf5460.jpg
dscf5471.jpg
dscf5485.jpg
dscf5508.jpgdscf5522.jpgdscf5530.jpgdscf5540.jpg
dscf5545.jpgdscf5550.jpg
Web Design BangladeshWeb Design BangladeshMymensingh