İstiklâl marşı yaşayarak okuduğumuz bir istiklâl şiiridir

6904
6904Hollanda hükümetinin Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’ya gösterdiği küstahça tavır ülkeler arası basit bir siyasi tavır değildir. Yapılış biçiminden zamanlamasına kadar manidar bir provokasyon girişimidir. Almanya’nın başını çektiği ve tüm Avrupa ülkelerinin ortak tavır geliştirdikleri bu nezaketsizlik operasyonu ülke ve millet olarak sabrımızı deneme girişimidir. Olup biteni sineye çekeceğimizi düşünüyor değiller elbette. Fakat milli reflekslerimizin kontrolden çıkması gibi bir kargaşa anını hesaba katmadıklarını söylemek de saflık olur.
Avrupa’daki Türkleri provoke edip meydana gelebilecek olayların içine çekerek kendilerince belirledikleri mevcut tehdit unsurları arasına katmaları ihtimal dâhilindedir.
Dünyada milliyetçilik dalgası hızla yayılmakta ve aynı zamanda yabancı düşmanlığı ile birlikte okunan bir içerik kazanmaktadır.
Milliyetçilik Ehl-i İslam ile Ehl-i Salip arasında yarım kalmış hesapların tamamlanması ve güncel problemlerin geçmiş meselelere eklemlenmesi şeklinde bir mirası da yüklenmiş durumdadır.
İstiklal Marşı’nın tam da kabul edildiği tarihin yıl dönümünde Hollanda’nın itibarımıza karşı suikasta girişmesi İstiklal Marşı’nın her dizesiyle bir kez daha yazıldığı günlerin atmosferinde tecelli etmesidir. Batı’nın kendi putlarını acıktığı zaman yeme girişimidir bu son olay. Demokrasi, insan hakları, özgürlük, hümanizm gibi ağızlarında sakız yaptıkları kavramları sırası gelince nasıl tersyüz ettiklerini cümle âlem görmüş oldu.
Biz bunu çocuklarımıza tahta başında aylarca anlatsak bu kadar etkili kavratamazdık. Demek ki İstiklal Marşı’nı bir de böyle okumak lazımmış.

KALDIRIN ŞU SINAVLARI ÇOCUKLAR NEFES ALSIN!

Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) Pazar günü bütün yurtta gerçekleşti.
Sınava katılan öğrencilerimize çok geçmiş olsun. Velilere ve öğretmenlerine de tabi.
Neresinden bakarsanız bakın bu sınav içerisinde insanüstü şartları barındırıyor.
 Hazırlanması bir kere insani şartların çok üzerinde.
Öğrencilerin nasıl yıllarca başka hiçbir şey düşünmeden testlere odaklandıklarını eğitimciler ve ebeveynler çok iyi biliyorlar.
Az çalışmanın kâr etmediği, bir sürü belirsizliğin olduğu, dershane ile okul arasında mekik dokunduğu, okulundan dolayı puan kırılmasına maruz kalmak gibi haksızlıkları içerisinde barındıran bir zorlu süreçten bahsediyoruz.
Üstelik bir başka zorlu sınav da (LYS) arkadan gelmektedir. Taşrada olmanız bu yarışta ayrı bir dezavantaj.
Okullar arası kalite ve düzey farkını göz ardı edip bütün liselerin koşul ve programlarına rağmen aynı sınavda yarıştırılması adalet kriterlerini zorlayan bir durum.
Üniversiteye hazırlanmak, üniversite sınavına girmek, üniversiteyi kazanmak… Kıldan ince kılıçtan keskin sırat köprüsü ya da ömür törpüsü olmaktan çıkarılmalıdır.
Dershaneler mademki gençleri tek tipleştirip monotonlaştırıyor öyleyse adlarını değiştirerek sayılarını yeniden artırmanın bir âlemi var mıdır?
Son YGS sınavında saat 10.00’da başlayacak olan sınava 15 dakika önce gelme mecburiyeti birçok öğrenciyi mağdur etmiş, emekleri boşa gitmiştir.
Bu kadar katı bir uygulamaya hiç gerek yoktur. Nefes nefese yetişmek için gittiği sınav merkezinden birkaç saniye geç geldiği için geri çevrilen gencin yaşadığı bunalım ve çaresizlikte
herkesin vebali vardır.
Mademki yeni bir Türkiye’den bahsediyoruz, böyle bir Türkiye’de eski Türkiye gerilimleri ve çaresizlikleri hiç yakışmıyor. Kaldırın şu sınavları çocuklar nefes alsın.
Web Design BangladeshWeb Design BangladeshMymensingh